Kainattaki her varlığın kendini koruyabilmek için türüne has bir özelliği vardır. Aslanın pençesi, arının iğnesi, kaplumbağanın kabuğu gibi. İnsan da yeryüzündeki en aciz varlık olmasına karşın, akıl kabiliyeti ile güvenliğini temin edecek yollar bulur.
Ancak insanı en savunmasız bırakan doğduğu evde ona bakım verenlerin negatif yaklaşımıdır. Özellikle en önemli kabiliyeti olan sınır koyma becerisi, hayır diyebilme yeteneği bazı ebeveyn yaklaşımları ile hasara uğrayabilir.
Eğer narsist ebeveyn özellikleri gösteren bir ev ise burası muhtemelen beklentiler çoktur. Her şeyin en iyisi olunmalı, en iyi notlar alınmalı, en iyi üniversiteye gidilmeli, her şey mükemmel olmalı, yapılan her iş kusursuz olmalıdır. Aksi olduğunda ise değersizleştirici bir eleştiriye maruz kalınır, hata toleransı tanınmaz. Bu tabloda çocuğun en çok istediği şey onay almak ve kabul görmektir. Bunun gerçekleşebilmesi için her talebi olumlu karşılaması ve uyum göstermesi gerektiğine kendini inandırmıştır.
Eğer fiziksel ve duygusal ihmallerin olduğu, çocuğa küsen, tavır koyan, kendi hata ve özürlerinde isteksiz ebeveynlerin olduğu bir ev ise burası, hayır deme kaslarınız çok gelişmeyecektir. Çünkü hayır dediğinizde reddedilme, terk edilme kaygısı ve ötekini incitme korkusu sizi çoktan ele geçirmiştir.
Eğer sınırlara saldırının olduğu, bireysel sınırların ihlal edildiği, düşünce ve isteklerinizden dolayı azarlanarak büyütüldüyseniz çatışmadan korkabilir, diğerinin öfkesinden çekinebilirsiniz. Bu kaygıyı yaşamaktansa evet demek size daha güvenli bir yol gibi gelebilir.
İnsan bu tarz davranış örüntüleri ile büyütüldüğünde kendi kimliğini tanımlayamamış ve çoğu zaman kendine ait sınırları olabileceğinin farkında değildir. Çözüm ise öncelikle yaralandığımız yeri keşfetmekle, mahiyetini ve etkisini anlamakla başlar. Kişinin buralara bakması, yüzleşmesi, ona ait olmayanları ayıklaması ve kendi kimliğini, değerlerini, limitlerini belirlemesi, sağlıklı sınırlar oluşturabilmek için elzemdir.
